eda kurt 67 Takipçi | 0 Takip

Firenze - belissimo

2017-04-10 12:15:00

Sanırım 3 sene önce gitmiştik Toskana gezisine, aklımda kalmıştı Floransa, iyi gezemedim diye. O gün bu gündür listemde top sırada idi, sokaklarında gezineceğim, içime sindireceğim diye. Kısmet oldu neyse ki.. - Uffizi Müzesi: İnternetten aldığımız bilet ile indiğimiz gün gitmek durumunda kaldık çünkü her ayın ilk Pazarı ve her Ptesi tatilmiş sanırım veya tam tersi. Gidebileceğimiz tek gün ya indiğimiz gün ya da döndüğümüz gün idi.  İnternetten aldığımız saat 4 rezervasyonuna rağmen içeri girmek için sıra bekledik. Bugüne kadar gördüğüm en en büyük müze idi, sanat ağırlıklı, yaşasın Medici.. Bir döneme nasıl bir imza atmışlar, nasıl toplamışlar onca eseri, yaşasın Rönesans.. Ablamla gittiğim sanat dersinden aklımda tek bir bilgi kalmamış, gitmeden notlara bakamadım tabii.  - Akşam şansımıza çıkan tüm trattoria'lar gibi harika bir yerde yemek yedik, bizim seyahatlerde en çok dikkat ettiğimiz lokal insanlar içeride mi diye bir göz gezdirmek ve öyle içeri girmek.  Makarnaların dibine vurduk, o gün yediğim risotto mürekkep balıklı idi, pirinci ve deniz ürünlerini seven ben için ideal ve farklı dedim ama simsiyah bir şey çıktı, yine de zevkle yedim. - Ertesi gün listemiz hazırdı: Piazza del Signoria, Piazza Duomo, Ponte Vecchio, Santa Croce kilisesi.  Aldığımız bilet ile Duomo kubbesine, ordaki tower'a ve de Duomo muzesinde girmek mümkün idi.  Müzesinde Duomo'dan çıkarılıp mizeye konulan çok fazla sayıda heykel mevcut. Müzenin içi çok modern.  Öğlen çok meşhur All'Antico'da panini yemeyi çok istedik veya şarküteri kısmında yemek yemeyi çok istesek de dolu olduklarından bizi kabul etmediler.  Yin... Devamı

Güzel bir gün güzel bir hafta

2017-03-20 09:06:00

Hayat 2017 de hızlı akıyor, ilk çeyrek bitiyor bile... Kendimdeki değişimlere gelince; - Daha çok geziyorum, son 2 cumadır canlı müzik dinliyorum, Can Gox ve Yüksek Sadakat çok güzeldi. Hele ki bir tiytaro sonrası canlı müzik dinlemeye sevdiklerinizle gidiyorsanız değmeyin keyfime. Artık büyük kızımla canlı müzik dinlemeye gitmeye başladık, bu daha da güzel bir durum benim için. - Volkan halen uzakta ama hissediyorum az kaldı, gelecek, belki yazın belki yaz sonu. - Projemle ilgili talihsizlikler had safhada, halen uğraşıyoruz.  Bugün çok güzel bir haber alsak, harika olur, yolumuz açılsa, hızlı bir başlangıç yapmak için fırsat çıksa. - Papatyam çok büyüdü, regl oldu, gelişti, boyuma yetişti (benim boyum bir kriter olmamalı tabii) halen okul konusu zorlamalı, dans bale ite kaka..  - Harika seyahat planlarım var, hiç akılda olmayanlardan, olursa çok çok sevineceğim. Olması bizim elimizde ama her şey organize olsun, güzel olsun doğru zamanlama çabam malum. - Kendimi biraz alışverişe verdim..Son dönemde çok severek giyeceğim takacağım şeyler aldım.. Normalde maddelere çok önem vermem ama bunlara olan ilgim bir nebze yaşam çoskumu da gösteriyor hissindeyim. - Kafam rahat, huzurluyum, haftada 2 kere pilates yapmaya çalışıyorum. Ordaki nefesler de belki beni iyi hissettiriyor. - Tiyatro biletlerim devam.. Gitmek istediğim halen çok oyun var, listelerim var.. Ofisimizde ek bir alan yapılıyor, anfi tiyatro formatında bir sahne de olacak, orada tiyatro yapabilirsek kadın konulu örneğin, değmeyin keyfimize.. - Derin gözlük takmaya başladı, miyop olduğu çıktı ortaya, bugünlerde meslek danışmanlarına götürmeyi planlıyorum. Önümüzdeki sene bir aksilik olmaz i... Devamı

Avoriazzzzz güzeldin çok

2017-02-01 10:14:00

Bu sömestre tatilinde harika bir tatil geçirdik.  Değişmeyen kayak tatili ekibimizi genişletince kocaman bir ekip olduk, İst'dan 21 kişi, Ankara'dan bir o kadar kişi derken 40 kişilik bir aile gibi tatile gittik.  15-16 yaş kızları ve de küçük bıcır sayısı zirve yaptı.   Bu tatilin en farklı özelliği, hayatımda geçirdiğim en hızlı en hızlı bir dakika gibi bir tatildi. İnsanoğlu her gün aynı şeyi yapıp nasıl olur da tatilin çok çabuk bittiğini düşünür bilemedim. Tatilin hızlı geçmesi çok dolu ve güzel geçtiğinin göstergesi ise, yılda 2-3 hafta tatil yapan biz beyaz yakalılara yazık değil mi, tatilin hiç anlamadan bitmesi biraz acı vermiyor değil. Diğer 'en' özelliği, hayatımda kaymadığım kadar çok kaydım sanırım. Hocamız Olivier lanvers harikaydı.  Adam hiç mola vermeden , fotograf çekmemize izin vermeden, 5 gün boyunca kaydığımız yerlerden hiç kaydırmadan, mavi kırmızı siyah slope'lardan çok eğlenceli kaydırdı. Sakin bir köşede evde ürettikleri armut snaps'ını bize yudum yudum verdiğini unutmayalım. Yudum yudum çünkü sarhoş olmamızdan korkuyordu. Döndük döneli neler yaptık diye hatırlamaya çalışıyorum ki günlerin nasıl geçtiğini, doya doya yaşadığımızı anlayayım: Le Bistro'da apres-ski danslarımızı, çocukların topluca buz pateni yapışlarını, kayak esnasında içtiklerimizi, kızımın 2 gece otel odasına gelmeyişini, aralarda uyanıp farkettiğimde yaşadığım paniği, küçük kızımla son gün kayarken hızını görünceki şaşkınlığımı, üniversiteden 5 yakın arkadaş yanyana gelmemizi, bir koca viski sonrası gözlerimizden yaş boşalırken gülmemizi... Daha niceleri.. Bu tatilde bir diğer garip nokta, kayak hocamızın kızımın Fr ders aldığı hocanı... Devamı

Farkındalık: Anlamlı ve dolu bir yaşam için odağı geliştirme zam

2016-12-12 12:51:00

Son yıllarda spiritüel dünyada, psikoloji yayınlarında, hatta insan kaynakları toplantılarında gitgide daha çok kullanılan kelimelerden biri, farkındalık.   Sözlük anlamı: “Bir şeyin var olduğunun bilinmesi ya da bir durum veya konunun bilgi / deneyim ile mevcut anda anlaşılması.”   Hayatın içindeki yansıması ile “an”ı, o an içerisinde vuku bulan yaşamı, her nefeste orada olarak ve yargısız kalarak izlemek, tanımak.   Farkındalık olgusunun başladığı noktayı, en kolay ve sürekli olarak izleyebileceğimiz ilk alan, bizleriz. Fiziksel farkındalık ile kendimizden başlayan bu farkındalık, duygusal ve zihinsel farkındalıkla devam eden ve aslında dikkatimizi eğitme sürecindeki lokomotiftir. Peki dikkati eğitmenin faydası nedir? Günlük hayatın stresi, farklı alanlardan (iş , ilişki, aile, sosyal, maddi, toplumsal…vb.) kaynaklı baskılar, gelecek kaygısı ya da geçmişin acısı, diğerleri ile yaşadığımız anlaşmazlıklar veya pürüzler; sürekli olarak zihni, ön alanı bulanıklaştırır. Ve çoğu insanın hayatı bu ön alanda geçer. Bu bulanıklık; hem yaşam ve yapabilirliğimizin canlı enerjisini çalar, hem de dikkati oraya doğru akıttığımız için büyür ve yegane gerçekliğimiz haline gelir. Farkındalığı hayata davet eden tavır; düşünceden varlığa, var olma gerçeğine geçen tavırdır. Buddha’nın sözleri gibi; “Hortumu nereye tutarsan, oradaki çiçek büyür” Peki ya senin çiçeğin, hangi alanda hayat bulmalı? Nerede açmalı ve yaşamalı? O alanın ismine, arka alan, belki arka bahçe demek de uygun olabilir. O öndeki kargaşayı, zamana bağlı yaşamı, yargıları ve duyguları, düşünceleri ve titreşimleri izleyebildiğin, gözlemci olarak var olduğun arka bah&cc... Devamı